HATA KİMİN?

Öncelikli olarak, ülkemizin geçirdiği zorlu zamanlarda, bu vatan için gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimize, vatanı vatan yapanlara Allahtan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum…

Bilindiği gibi insanlar hep hatasız olduklarını düşünürler. Özellikle iş yaşamında bu tür davranışlara sıkça rastlamaktayız.

Bir hata vardır ortada ama, bu hata adeta bir top gibi oradan oraya atılıp durur. Ahmet Fatma’ ya, Fatma Ayşe’ ye, Ayşe Mustafa’ ya bu topu atar. Kimse sahiplenmek istemez. Çünkü kendilerine göre hepsi haklıdır.

Özellikle proje gruplarında bunu sıkça görmekteyiz. Proje grup liderleri hiçbir zaman hatayı kendi Üzerlerine almazlar. Bazı karakterler, gruptan birini günah keçisi seçer, bazı karakterler ise grubuna da toz kondurmaz.

Şirket içerisinde ki kısır döngüler de tam olarak burada başlıyor işte.

Oysaki bu tip problemler için çözümler çok basit!

1- Hatayı birbirine atan grupları “Yüzleştirmek” (Bağımsız bir dinleyici veya yönetici denetiminde): Böylece herkesin eteğindeki taşları dökmesini sağlayabilirsiniz.

2- Diğerlerinin Düşüncesini Savundurmak: A grubu X Fikrini savunsun ve hatasız olduğunu düşünsün, B grubu ise Y fikrini savunsun ve hatasız desin.

A Grubu Y fikrini, B Grubu ise X fikrini savunacak şekilde bir “Münazara” ortamı bağımsız bir yönetici veya çalışan tarafından kurulsun. Bakın bakalım olaylar nasıl seyrediyor :)… (Tarafımdan denemiştir. Gerçekten muazzam bir çözüm.. Bir nevi ters psikoloji.

Daha birçok çözüm sayılabilir.

Fakat bizim ülkemizde, ülke yöneticileri bile “Hata Kimin?” sorusunu cevaplamaya korkarken, insanlarımızın bu soruyu ne kadar cevaplamaya istekli olduğu da tartışmaya açık bir konu..

Kaç şirket size bu ortamı sunabilir, o da apayrı bir mesele diyebiliriz sanırım :)…

Bir şeyleri düzeltmek adına yazmaya, umutla, heyecanla ve azimle devam ediyoruz, edeceğiz..

Saygılar..

Orkun TEKE

Reklamlar

Sorgulamayan Cahil Sorgulatmayan Zalimdir!

Ne güzel demiş kim demişse değil mi?

Kim demişse derken kastım şu; kimine göre söz Atatürk’ e aitken kimine göre ise bir blog yazarına ait. Kime ait olursa olsun “Doğru Söze Ne Denir” deyip geçelim ve asıl yazımıza dönelim.

Günümüz dünyası her geçen gün yeni gelişmelerle evriliyor ve insanların buna ayak uydurması gerekirken, sınırları her saniye genişleyen bilgi deryasından da mümkün olduğunca fazla yararlanması gerekiyor.

İşte bu gelişme, içerisinde farklı gelişim alanları ve yeni fikir oluşturma fırsatları sunuyor. Ayrıca size sağladığı karşılaştırma imkanları sayesinde geçmiş uygulamalar ile mevcut zamanda uyulması gereken uygulamaları tanımlayabiliyoruz.

İşe tam bu noktada kimi insanların kafasında “Sorgulama” denen olgu oluşmaya başlıyor. Bunu sadece iş yaşamıyla da bağdaştırmamak lazım, aslında hayatın her alanında insan “Sorgulama” denen kavrama ihtiyaç duyulmalı. Çünkü “Sorgulama” “DÜŞÜNME” denen eylemin en büyük göstergesidir.

Ülkemiz için durumdan bahsetmek gerekir ise; bizim ülkemiz maalesef düşünen insanlara göre bir ülke değil. Çünkü siz sorguladıkça, düşündükçe, statik düzenin dışına çıkıyorsunuz ve mevcut düzeni bozuyorsunuz. Fakat niyetiniz tamamen iyi olsa da, kurumunuzun veya ülkenizin daha çok gelişmesini, mevcut gelişim düzenine ayak uydurmasını isteseniz de, bir anda “İstenmeyen” adam oluveriyorsunuz.

Bu konuda problemler yaşayan birçok arkadaş biliyorum, ben de yaşıyorum böyle problemler. Bizim ülkemizde yöneticilerimiz maalesef “Büyük Resim” olayını çok iyi göremiyorlar. Görenler de mevki makamlarından olmamak için hiç oyuna dahil olmuyor ve bir anda sistemin adamı olup çıkıveriyor.

İşyeri içinde, ülke içinde çok iyi sonuçlar doğurmayacak olan bu alışkanlıklardan bir an önce vazgeçilmeli, ve düşünen insanların, sorgulayan insanların fikirlerine değer verilerek dinlenmelidir. Her fikir uygulanacak diye bir şey tabii ki söylemiyorum ama zaten bu tür insanlar belli bir kalite değeri olmayan projeleri sizlere sunmazlar.

Her zaman savunduğum ve kendi oluşturduğum bir anlayış olan “An’ dan Geleceğe” anlayışı kapsamında “An ile Gelecek arasında Geçmiş Köprüsü Kurma” becerisine sahip insanları kaybetmemek lazım diye düşünüyorum.

İşte bu yüzdendir “Sorgulamayan Cahil, Sorgulatmayan Zalimdir” diyorum

Yazımı da Steve Jobs’ un çok beğendiğim ve bence bir efsane olması gereken sözü ile bitirmek istiyorum.

“Zeki insanları işe alıp, onlara ne yapacaklarını söylemek bana mantıklı gelmiyor. Biz zeki insanları işe alırız ki onlar bize ne yapacağımızı söylesinler..

Sevgiler,  Saygılar..

Orkun TEKE

Kişisel Gelişim Kitapla Olur mu?

Farklı kişisel gelişim kitapları okumanızı sadece şu yönüyle tavsiye edebilirim..
Kelime dağarcığınız gelişir tabi o da yazarına göre…
Kişisel gelişim daha öncede belirttiğim gibi kitapla falan olmaz..
Başkalarının sizin hayatınıza müdahale etmesine bu kadar mı meraklısınız?
Neden kendinize bazı sorular sormaktansa kurtuluşu Kişisel Gelişim denen kitaplara bırakıyorsunuz?
Neden kendinizi bu kadar hafife alarak bir kitapla gelişebileceğini düşünüyorsunuz?
Unutmayın siz bir kitaptan çok daha fazlasısınız…
Şimdi şunu söyleyenler çıkabilir..
Bize yol göstersin, kendimize soracağımız soruları öğrenmek için okuyoruz….
Her insan farklı bir kaderdir… Her insan farklı bir dünyadır bu yüzden o kitaplar sizlere sadece bir yol sunar.. Oda yazarın yoludur…
Oysaki sizin yolunuzu siz bulabilecek kapasiteye sahipsiniz.. Çünkü kendinizi en iyi siz tanıyorsunuz..
Illaki ben kitap okuyacağımm illaki bana kitap lazım derseniz de size birkaç önerim olabilir… Bunlar kişisel gelişim kitabı değil bence başucu şaheserleridir…
Küçük Prens
Alice Harikalar Diyarında
Simyacı
Sokak- Cevdet Kudret
Suç ve Ceza
Hangisi kişisel gelişim kitabı?
İnanın hepsi 🙂


Orkun TEKE
Jeofiz(İK)ciden Nameler…

Rekabet mi? Kıskançlık mı?

Bugünkü konumuz aslında Türkiye nin kanayan başka bir yarası…
Rekabet konusundan bugün sizlere bahsetmek istiyorum…
Rekabet dediğimiz şey aslında iş yaşamında çok önemli ve insanlarda her daim canlı tutulması gereken bir kavram. Farklı çalışma alanlarında oyunun içine kararında olmak şartıyla rekabetin girmesi işi çok daha üst çıtalara taşıyabilmekte ve iş kalitesini artırmaktadır.. Ayrıca yeni fikirlerin geliştirilmesi ile farklı bakış acıları oyunun içinde kendine yer bulması sağlanmaktadır…
“Kararında olmak şartıyla” kısmını biraz detaylandırmak gerek sanırım…
Rekabet ve kıskançlık arasında gerçekten çok ince bir çizgi var…
Rekabet karşınızdakinin başarısız olmasını sağlamak adına türlü ayak oyunlarına giriştiğiniz an otomatik olarak kıskançlığa dönmektedir.
Farklı iş yerlerinde bu tür olayları sıklıkla duymaktayiz veya birebir yaşamaktayız…
İnsanların rekabet içinde oldukları insanları ekarte etmek adına nasıl kendilerini küçük duruma düşürdükleri nasıl riya ve iftira batağına saplandıklarını görebilmekteyiz…
Bugün kariyer.net sayfasında bir görsel ilişti gözüme onu sözel olarak paylaşmak isterim…
Rekabeti yanlış yorumlayan insanlarla çalışıyorsanız, üzerinizdeki ithamları, kişiliğinizden ve iş kalitenizden ödün vermeden, dürüstlük ve sakinlikle açıklayın…
Aslında;
Gerçek “Dedikodunuzu yapan arkadaşlarınız olabilir”
Dost Tavsiyesi “Kişiliğinizden taviz vermeyin”
Muhtemel alacağınız sonuç olumsuz olacak ama siz emin olun başınızı yastığa koyduğunuzda çok çok daha rahat bir vicdanla baş başa kalacaksınız…

Başlıkta da belirtildiği gibi “Choose The Dark side or not” Yani Karanlık Tarafı mı yoksa diğerini mi seçeceksiniz size kalmış 🙂

Orkun TEKE
Jeofiz(İK)çiden Nameler