ÖMÜR BOYU ÖĞRENCİ OLMAK

Merhaba,

Haftanın ilk günü, güzel bir konu ve güzel olacağını umduğum bir yazı ile sizleri selamlıyorum.

Bilindiği üzere, insan sürekli deneyimleyen ve kendini geliştirmeye yatkın olan bir varlıktır fakat her insan maalesef bu mucize özellikten faydalanamaz ve hayatın belli noktalarını kaçırarak bu dünyadan göçer gider.

Ama bazı insanlar da vardır ki; bir mucize olarak bize bahşedilen bu özelliğin farkına varır ve kendini sürekli geliştirerek, katma değer ve farkındalık yaratır.

Hadi gelin biz önce ilk paragrafta bahsedilen düz adamların penceresinden hayata bakalım.

Eğitim sisteminin ezberci gidişatında kendilerini yetiştirmiş, öğrenmekten değilde ezberden ibaret bir profil çizmiş kişileriz. Yeteri kadarını biliriz ve fazlasına gerek duymayız Çünkü hayatımızı bu idare edecek kadar ezber bilgi ile idame ettirebilmekteyiz. Yeni bir şey öğrenmek başımıza bela açmak gibi bir şey, işin bir diğer tarafı da, neyi nasıl öğreneceğimizi de bilmiyoruz. Araştırmak, okumak bizim lügatımızda yok. Çünkü gerek yok. Her şeyi eleştiriyoruz ama çözüm önerisi sunmuyoruz. Biz de bu işin nasıl çözüleceğini bilmiyoruz ama eleştiri bizim işimiz. Her zaman biz haklıyız, iş hayatında düzenimizin bozulmaması için her türlü davranışı sergileriz (Yalakalık, Yalan vs.). Biz sadece anlamaya çalışıyoruz, merak hak getire.Anlamadığımız şeyleri de kabullenip süreç içerisine bırakıyoruz. Biz hiç bir şey okumayız, okuyan adama da tuhaf bakarız.

Şimdi diğer grubun gözünden bakalım.

Ezberci sistem içerisinde geliştik ama bu sistemin bizi hayata hazırlamadığını gördük. Belli bilgileri alamadığımızı, bunun için okumamız ve araştırmamız gerektiğini öğrendik. İşin en güzel tarafı, bu yolla kendi kendimize öğrenmeyi öğrendik. Belli iş süreçlerine olduğundan farklı bakmaktayız, farklı iyileştirme yöntemlerini düşünüp, uygun olanı uygulamaya geçirme niyetindeyiz. Bilginin bir derya olduğunu ve her zaman öğrenilecek bir şeylerin olduğunun farkındayız, bu yüzden “Ömür Boyu Öğrenci Kalmayı” tercih edenlerdeniz. Beynimiz sürekli aktif, sürekli söyleyecek bir sözümüz ve fikrimiz var. Boşa eleştiriyi değil, yapıcı eleştiriyi savunanlardanız. Haklı olmadığımız zamanları iyi biliyoruz “EGO” ile değil “Mantık ve Akıl” çerçevesinde ikili ilişkilerimizi yönetiyoruz. Bizler, anlamanın başka şey, meraklı olmak, açık olmanın farklı şey olduğunun bilincindeyiz ve merakımızı hiç bir zaman öldürmüyoruz. Sadece kendi alanımızda değil farklı ilgi alanlarında da kendimizi geliştirmek bizim için mutluluk verici bir şey.

Hangisi olmak isterdiniz?

Bu soruya cevap verip, gereklilikleri yerine getirdiğiniz zaman yazılacak çok bir şey kalmamış geriye demektir.

Herkese güzel günler.

Ömür boyu öğrenci kalabilmek dileğiyle.

Saygılar.

Sevgiler.

Orkun TEKE

Jeofiz(İK)çi

Reklamlar

ELİNDE AVUCUNDA NE VAR?

Bilindiği üzere hayat sürekli değişkenlikler içeren ve kendi içerisinde farklı dinamiklere sahip statikliğe yer olmayan bir süreç.

Bu süreç içerisinde insan bazında değil de ülke bazında biraz düşünelim isterim.

Ülkeler bu dinamizme nasıl ayak uyduruyor?

Ülkeler bu yarışta ayakta kalma adına neleri planlıyor?

Gelişmek adına kullandıkları en büyük koz ne?

Bu sorulara farklı cevaplar verilebilir elbet.

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ne ile ölçülür?

Sahip olduğu Petrol, Altın, Değerli Maden, Doğal Gaz Kaynakları vb. piyasada para yapan ve diğer ülkelerin muhtaç olduğu şeyler mi?

Yoksa eğitim mi?

Benim bu yazıyı hazırlama nedenim, bana göre “Eğitim” denen kavramın ana faktör olması.

Baktığınız zaman elimizde Japonya, Güney Kore gibi örnekleri görmek mümkün. Adamların ne değerli madenleri var, ne petrolleri ne de farklı bir zenginliği ama Teknoloji üretiyorlar, öncülük ediyorlar. Bunu da kaliteli ve doğru eğitim uygulama süreçleri ile sağlıyorlar. Bilimsel düşünceyi merkez edinip, yaratıcılığı teşvik ediyor ve küçücük bir alanda ölçülemeyecek katma değer sağlıyorlar.

Bu bahsettiğim olay akıllara şu düşünceyi getirmiyor mu?

“Altın, Para, Petrolün vs. olmasın sadece İyi Eğitimli Bir Halkın olsun”

Bu yazıya beni teşvik eden durum şu;

Geçtiğimiz günlerde TÜİK bazı veriler açıkladı. Bu verilere göre;

-Eğitime ailelerin harcadığı her 100 TL’nin 68,9 TL’si en zengin % 20’nin çocuklarına gitmiş.

-2015 yılında kira ve gıda harcamaları artarken, her sınıftan aile bütçesinden eğitime ayrılan pay düşmüş. (en zenginler dahil)

-En fakirler zaten küçük bütçelerinin % 0,4’ünü eğitime ayırırken, en zenginler büyük bütçelerinin % 3,9’unu.

-2015 yılında aile harcamasında oran olarak değil, TL olarak düşen tek kalem “eğitim harcaması”

-Zengin aileler çocuklarının eğitimi için fakir ailelerden 43 kat fazla para harcıyor”.

Bu verilerden çıkan sonucu çok iyi özetliyor Emin Çapa: “Yetenekli, akıllı, çalışkan, becerikli çocuklar sadece kendileri veya aileleri için değil tüm toplum/ülke için değerlidir.”

Burada ailelere ve devlete düşen roller var. Özellikle devletin bu çocuklara destek çıkması çok önemli. Müfredat konusunda yapılacak zaten çok iş olduğunu biliyor ve her yazımızda dile getiriyoruz.

Sonuç olarak; istediğiniz kadar varlığınız olsun, dünyada değişmeyen tek kural var. Sizin gelişmişlik düzeyiniz aslında eğitime bağlı. Maddi güce dayanan gelişmişlik sadece sahte bir gelişmişliği ifade eder ki aslında bir ülke için en önemli tehlikelerden birisi de budur. Bunların çok örnekleri mevcut bakınız petrol zengini ülkeler, petrol fiyatları aşağı çekilince ekonomik krize girdiler ve hala toparlanma derdindeler.

Verileri iyi irdelemek ve analiz etmek lazım. İyi eğitilmiş bireylerin sağlayacağı katma değerin önemi çok büyüktür. Hem bu katma değeri yaratmak sahiplenme duygusunu da arttıracaktır.

Sevgiler,

Saygılar.

Orkun TEKE

Jeofiz(İK)çi